Ağustos Böceklerini Beklerken..

TERAPİYE UZUN SÜRE DEVAM EDEN BİR DANIŞANIMIN ‘PSİKOLOJİK KÖKENLİ KULAK ÇINLAMASI’ İLE İLGİLİ YAZISINI ONUR VE GURUR DUYARAK SİZLERLE PAYLAŞIYORUM..

AYNI PROBLEMİ YAŞAYANLARA IŞIK TUTACAĞINA EMİNİM…

DR. SEVİM H. TOLUNAY

Hem yapmış olduğum mesleğimin stresli oluşu, hem kişilik yapımın mükemmeliyetçi, takıntılı bir düşünce yapısına sahip olması, taaa çocukluk anılarından gelen güncellenmiş takıntılarla boğuşma içinde bulunmam, içinde bulunduğum anı mutlu olarak yaşamama izin vermediği gibi bilhakis endişeli ve zaman zaman depresif bir hayat sürmeme zemin hazırlamıştır. Hayatımın büyük bir kısmını geçmiş ve gelecekle uğraşarak geçirdim. Gerek yapım gereği stresli ve takıntılı hayatın verdiği bir ürün, gerek fiziksel rahatsızlık veya darbenin (askerlikte yüksek silah sesine maruz kalma) verdiği ürün olarak 2008 yılında depresyonla paralel kulak çınlaması ile tanıştım. Bu durum zaten stresli ve endişeli olan hayatımı ölçülemeyecek derecede olumsuz etkiledi. Antidepresanlar yardımıyla bazen hafif bazen şiddetli kulak çınlamalarım 2012 yılına dek devam etti. Bugün (2018) de halen devam etmekte.. 2012 yılında babam rahmetli olunca var olan çınlamalarım çekilmez oldu, hayat artık yaşanmaz hale geldi. Çınlamalarımı hiçbir zaman kabullenmedim ve bir gün gelip tamamen geçeceği günü bekledim. Yıllarca gitmediğim KBB uzman, doçent, profosör doktor, yaptırmadığım tetkit kalmadı. Hastalığımla mücadele ettikçe, çırpındıkça hastalığımın şiddeti daha da arttı ve beni yerden yere vurdu. Zaten dirençli olmayan psikolojik yapım tamamen çöktü. Doktorların ortak noktası bu rahatsızlığın mezara kadar gidecek olması ve bu duruma alışılacak olmasıydı. Zaten zor olan da buydu. Bunu kabullenmem imkansızdı. Böyle yaşamaktansa ölmek daha iyiydi. Ama yaşamak isteyen birisi nasıl ölmeyi seçebilirdi. Doktorlar defalarca hastalığı benimsemem ve kabullenmem gerektiğini, çınlamayı gereksiz ve zararsız bir ses olarak duymam algılamam gerektiğini söylemelerine rağmen hastane ve acil servisleri mekan edindim. Gerçekten çok zor durum. Öyle ki birgün ofisimde çalışırken çınlamaların şiddetlendiği bir zamanda bilgisayarımda sosyal ağ üzerinden engelliler derneği, engelliler vakfı gibi sitelere üye olmaya çalışmış, söz konusu internet sitelerinin ana sayfasındaki tekerlekli sandalyedeki engelli insanları acayip kıskanmıştım. (keşke benim de ayaklarım tutmasaydı da kulak çınlamam olmasaydı.) yani çınlamaları durdurmak için kafamı kesmem gerekiyordu.

Bazen azalarak bazen çoğalarak 3 yılı daha geçirdikten sonra kabullenmem gerektiğini, her şeyde bir hayır’ın olduğunu, bu şekilde de mutlu olabileceğimi kendime söylüyordum ama çaresizlik, umutsuzluk içinde çırpınıp duruyordum. Zira çınlamalarım her iki kulağımda mevcut olup tiz ses fonunda bazen beynim çınlıyordu. Hatta günlerden birgün hemşire hanım ateşimi ölçmek için cihaz ötünce haber ve deyince bir hayli gülüşmüştük. Çünkü kulaklarım cihazın öttüğü gibi devamlı tiz ses tonuyla ötüyordu o sesi duymam imkansızdı. Sanki şehrin en kalabalık ve hareketli trafik kavşağı….

Bir yaz günü ormanlık alanda yürüyüş yaparken şiddetli çınlamalarımın önce azaldığını sonra tamamen kaybolduğunu hissettim. Sanki yeni doğmuştum. Büyük bir mutluluk içinde yürümeye devam ederken ağustos böceklerinin ötüşünün çınlamayı bastırdığını ve maskeleme yaptığını anladım. Bu olay benim için müthiş bir şeydi. Bir saat kadar olduğum yerde durakaldım, uygun bir yerde oturarak sanki terapi seansındaydım. İlerleyen yaz günlerinde ofisimde çalışırken 1 saat mola verip çamlığa giderek ağustos böceklerinin senfoni orkestrasını dinlemeye başlıyor ve meditasyon yapıyordum. Bir seferinde sevdiğim arkadaşımı yanımda götürdüğümde, bana bu seste durmamızın imkansız olduğunu başka sessiz bir yere gitmemiz gerektiğini söylediğinde, arkadaşıma bu seslerin benim hayat kaynağım olduğunu söylüyordum ve büyük şaşkınlıkla yüzüme bakıyordu. Artık mutluluktan çınlamalarımda azalma olmuş, hergün ormana gitmeyi alışkanlık haline getirmiştim. Ağustos böceklerinin ses’ (sessizliğini) ini dinlemek bana büyük bir mutluluk ve haz veriyordu. Bu sesler günlük yaşantımda beni panik ve endişeli halden çıkartıp, kabullenme sürecinde yardımcı oluyor, aynı zamanda pozitif düşünmemi sağlıyordu.

Aradan geçen zaman zarfında bugün de halen tinnitus hastasıyım. Stresle beraber çınlamalarım bazen artıyor, bazen azalıyor, bazen hiç hissetmiyorum. Bugün başka konular üzerine almış olduğum psikoterapi destekleri neticesinde görüyorum ki, aşağı yukarı 10 yıllık tinnitus hastalığı geçmişimi de birleştirdiğimde yapmış olduğum şeyin aktif kabullenme ve inatçı çınlamalarımda azalmalar. Ağustos böcekleri ile meditasyon. Çınlamalarla baş edebilme, kendimi kontrol altına alabilme. Doğadaki insanlar için çekilmez bir ses bazen başkaları için umut kaynağı, terapi kaynağı olabiliyor. Tabiî ki her şeyden önemlisi kabullenme…. Saygılarımla…

 

0 cevaplar

Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir