Eyvah Yaşlanıyorum!

Eyvah yaşlanıyorum!

Yüzümdeki çizgiler arttı.

Eski gücüm ve enerjim yok.

Yorgun göründüğümü söylüyorlar..

Her yanım titriyor, uyuşuyor ve ağrıyor..

Gözlüksüz okuyamıyorum!

Eski cazibemi yitirdim..

Artık eskisi gibi olamayacağım…

Orta yaş! 50-65 yaş aralığına tekabül eden dönem. Kimi için son durak, kimi içinse “sıra bana geldi.”, “yaşlanıyorum” veya “dünyanın sonu zor” dönemi.

Kadınlarda menapozun yaşandığı, erkeklerde ise karşılığı andropoz olan dönem..

Duruma, şartlara veya birlikte olunan kişilere göre anlamı değişiyor.. Değişmeyen veya bilinen ise, bedenen ve ruhen daha yorgun olduğun.

Bedenin adeta ‘beni temkinli kullan’ mesajları veriyor. Biraz yürüsen veya fazla iş yapsan örneğin, oran buran ağrımaya veya şişmeye başlıyor. Daha çabuk yoruluyorsun eskisine göre. En hafif denilen bir ilaç dahi ağır gelebiliyor.. Kemik erimesi, şeker hastalığı, damarsal problemler veya psikolojik problemler kapını belki de ilk defa bu dönemde çalıyor.

Dostların, arkadaşların veya akrabalarından biri veya birilerini kaybediyor; hüzünleniyorsun. “Sıra bana da geliyor”, “Kendime daha iyi bakmalı”, “Çevremdekilerle daha fazla vakit geçirmeliyim” diyorsun. Hayat bu ya, bir de bakıyorsun eski alışkanlıklarına ve yaşantına dönüvermişsin kısa bir sürede. Unutuluyor ölüm de. Tıpkı diğer bir çok şey gibi. Ve hayat kaldığı yerden devam ediyor.

Kah öyle kah böyle devam ediyorsun yaşama, yaşamaya. Bir çok istekli ve enerjik oluyorsun, bir de çok isteksiz. Sanki yılların yükü omuzlarında.. Bir çevrene erip yetmeye çabalıyorsun, bir de kendin için bir şeyler yapmaya. Bunları yaparken de, seni anlamadıklarını düşündüğün zamanlar oluyor. “İstekleri karşıladığın sürece iyisin”, “Ne haldeyim görmüyorlar”, “Sen her şeyi yap et, karşılığı bu olsun”, “Ufacık sıkıntımda arkalarını dönüyorlar” ve benzeri düşünceler zihnini kaplıyor. Kızıyor, güceniyor veya kırılıyorsun…

Sana tavsiyem, bu düşünceleri kafandan atman ve bu yaşlarının tadını çıkarman. Çünkü telafisi yok kaybettiğin zamanların. Bir daha bu yaşları, bu yaşların güzelliklerini göremeyeceksin; tıpkı diğer dönemlerindeki gibi. Kaldı ki, bu zamanları elde etmek için çok çalıştın, çabaladın.. Hatırla!!! Acısı ve tatlısıyla koca bir ömür yaşadın, çocukları büyüttün, dostları biriktirdin, iş desen belli bir noktaya getirdin… Artık, unu eleyip kazığa takma zamanı. Huzur zamanı. Yaşamaya devam etme zamanı.. Şu an nedir bu kendinle olumsuz şekilde uğraşın, bitkin ve bezgin ruh halin!?

Orta yaşlar, hayata dair çoğu şeyin (zevkler, renkler, düşünceler, kalıplar, kurallar…) oturduğu, zorlukları olduğu kadar güzellikleri de olan bir dönem. Yeter ki görmek için istekli ol. Hani ölümü dahi unutuverişin ve yaşamına devam edişin var ya, aynı onun gibi yaşadığın ufak tefek sıkıntıları da at bir tarafa, dikkatini seni mutlu edecek şeylere daha fazla ver. İsteklerini daha fazla dile getir, karşımdaki beni anlasın diye beklemeden.. Başardığın şeyleri tekrar tekrar hatırlat kendine. Tatmin hissini yaşa doyasıya. Çünkü BUGÜNÜN TEKRARI YOK, GİR İÇİNE VE NE GEREKİYORSA YAP…

Uz. Dr. Sevim HACIARİFOĞLU TOLUNAY

 

0 cevaplar

Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir