Her Yaramaz Çocuk Hiperaktif Değildir!!!

Psikiyatrist Sevim Hacıarifoğlu Tolunay, anne ve babaların en çok şikayet ettiği hiperaktivite konusu hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Hiperaktivite konusunun, son dönemde üzerinde durulan ve çok fazla yorum yapılan bir konu olduğunu dile getiren Tolunay; söz dinlemeyen, yaramazlık yapan çocuklara hemen ‘hiperaktif’ etiketinin yapıştırılmasının hata olduğuna dikkat çekti.

YANLIŞ TANI, KAFA KARIŞIKLIĞI SEBEBİ

“Yerinde durmayan, söz dinlemeyen, tembel, haylaz ve yaramaz çocuklara hemen hiperaktif etiketi yapıştırılıyor. Aslına baktığımızda; normal olan hareketlilik ile bizim psikiyatrik bir bozukluk olarak kabul ettiğimiz hareketlilik, birbirinden farklı şeyler! Çocuğun yaşı, gelişim düzeyi, ayrımda çok önemli. Örneğin, üç yaşındaki bir çocuğa sırf söz dinlemiyor diye hiperaktivite tanısını koymak oldukça yanlış” diyen Tolunay, tedavide yanlış tanıların veya gözden kaçan tanıların ilerleyen dönemlerde kafa karışıklığına sebep olduğuna dikkat çekti.

İLKOKUL DÖNEMLERİNDE ORTAYA ÇIKIYOR

Çocuklarda hiperaktivite tanısının genellikle ilkokul dönemlerinde konduğunu söyleyen Uzm. Dr. Sevim Hacarifoğlu Tolunay; “Genellikle ilkokul döneminde tanıyı koyuyoruz. Bu tanıyı koymadan önce detaylı bir inceleme ve değerlendirme gerekli. Bir takım psikolojik tedaviler uyguluyor, anne, baba ve gerektiğinde öğretmen ile görüşmeler yapıyoruz. Hemen tanı konmaması bence önemli. Çünkü, her hareketli çocuk hiperaktivite tanısı almayabilir veya her hareketli çocuk hiperaktif çocuk demek değildir. Süreç içinde karar vermek gerekirse ek incelemeler yapmak doğru tanı konmasında önemli. Hem bu şekilde, ileride ortaya çıkabilecek riskli durumları önleyebiliyoruz.” ifadelerini kullandı.

KIZ ÇOCUKLARINDA DİKKAT EKSİKLİĞİNE DİKKAT

Hiperaktif çocuğun gösterdiği belirtiler hakkında bilgiler veren Psikiyatrist Sevim Hacıarifoğlu Tolunay, bu konuda anne ve babalara önerilerde bulundu. Hiperaktivite hastalığının tedavisi ile ilgili son dönemde gelişen metotların uygulamaya konulduğunu, bu sebeple ergenlik ve yetişkinlikte dahi hiperaktivite tanısının konulabileceğini söyledi. Tolunay; “Çoğunlukla bu tanıyı ilkokulda döneminde koyuyoruz. Ancak bazen ergenlik ve yetişkinlikte de tanı koyduğumuz vakalar var.. Çünkü bu konu, önceden çok bilinmiyordu, şu an ise tıpta üzerinde en çok çalışma yapılan konulardan biri haline geldi. Hal böyle olunca yerinde ve doğru tanılar konulabiliyor. Belirtileri biz 3 ana gruba ayırıyoruz. Dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik. Her birinin ayrı tanımlamaları var.. Hastalık seyrinde yalnızca dikkat eksikliği görülebileceği gibi yalnızca hiperaktivite ve dürtüsellik de görülebilir. Özellikle kız çocuklarında hastalık yalnızca dikkat eksikliği ile seyredebildiğinden tanı gözden kaçabiliyor. Bu nedenle dikkatli olmak ve özellikle unutkanlık, dalgınlık, eşyalarını kaybetme, ilişkilerde sorunlar, ani öfke patlamaları ve duygusal iniş çıkışlar, kolay uyum sağlayamama ve yalnızlık hissi gibi belirtiler varlığında tetikte olmak gerekir. Okul başarısındaki düşme yine sık görülen, hatta en sık başvuru sebeplerinden biri.. ‘’Genellikle, uzun soluklu bir takip ve detaylı bir inceleme sonucunda tanı koymak ve aceleci davranmamak önemli.” diye konuştu.

 

ANNE VE BABALAR İLAÇ TEDAVİSİNDEN KORKUYOR

Hiperaktivite hastalığının; çocuğun hem arkadaş, hem aile hem de okuldaki uyumunu bozan bir durum olduğunu söyleyen Tolunay, tedavi sürecine ilişkin de bilgiler verdi.  Uzm. Dr.  Sevim Hacarifoğlu Tolunay, şöyle devam etti: “Tedavide öncelikle tanıyı doğru koymak gerekiyor. Tanıda kullanılan herhangi bir laboratuar testi veya röntgen yok. Klinik olarak koyulan bir tanı. Öğretmen, anne, baba veya diğer uygun kaynaklardan bilgiler alıyoruz, formlar doldurtuyoruz. Farklı tipleri olan ve farklı şiddette seyredebilen kronik bir hastalık. İyi ayırt etmek ve uygun tedavi yöntemlerini uygulamak gerekiyor. Örneğin hafif düzeyde olduğunda ilaç tedavisinden ziyade davranışçı terapi yöntemlerini uyguluyoruz. Anne babanın eğitimi ve hastalıkla ilgili bilgilenmesi de önemli katkılar sağlıyor tedaviye. Ayrıca bu konuda toplantılar ve farkındalık seminerleri veriyoruz.. Daha ağır vakalarda ise, özellikle dikkat eksikliği, dürtüsellik ve hiperaktivite birlikte görüldüğünde, biz buna kombine tip diyoruz, mutlaka ilaç tedavisi öneriyoruz.” dedi.  Hiperaktivitenin ilaç tedavisi hakkında, anne ve babaların yanlış duyumla hareket ettiğine de dikkat çeken Tolunay; “Bu konuda da kafa karışıklığı mevcut. İlaç tedavisi dediğinizde hemen anne ve babalar orada duruyorlar bir kere. Durumu kabullenmeleri zaman alabiliyor. Fakat biz bunun organik kökenli bir problem olduğunu, özellikle kalıtımsal faktörlerin etkisiyle ortaya çıktığını ve ilaçların bağımlılık yapmadığını anlatıyoruz. Ayrıca, ne annenin ne de babanın zekasıyla veya terbiye vermesiyle de alakalı bir durum olmadığını söylüyoruz. Anne ve babalar, çocuklarının özellikle küçük yaşta ilaç kullanmasını istemiyorlar. Fakat işler iyice raydan çıkınca hemen bizimle çalışmaya meyil gösteriyorlar. Her hastalıkta olduğu gibi beyinde de dikkat ve davranışları düzenleyen merkezlerde problem var. Bu problemi ilaçsız, özellikle orta ve ağır vakalarda tedavi etmek zor.  İlaç tedavisi ve terapi yöntemlerine ek olarak anne- baba ve öğretmen işbirliği ile ortaya çok güzel sonuçlar çıkıyor” dedi.

  ÇOCUĞUNUZU TEDAVİDEN MAHRUM BIRAKMAYIN !

Hiperaktivite ile bağımlılık arasındaki ilişkiyi değerlendiren Tolunay, bu konuda da çarpıcı açıklamalarda bulundu. Tolunay, hiperaktivitenin ergenlik dönemlerinde azaldığını, ergenlik dönemlerinde; alkol, uyuşturucu kullanımı, teknoloji bağımlılığı, öfke patlaması, anti sosyal davranışların ortaya çıkabildiğini söyledi.  Yapılan tüm tedavilere bireylerin genellikle olumlu yanıt verdiğini söyleyen Tolunay;” Gerek hiperaktivite, gerek madde bağımlılığı konusunda yeter ki doğru tanı konsun ve uygun, yerinde bir tedavi başlansın.  Lütfen böylesine güzel ve bilimsel yöntemler varken çocuğunuzu bundan mahrum bırakmayın..” ifadelerini kullandı. (Haber: Eyüp KOÇAK)

 

 

 

 

0 cevaplar

Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir