Psikoterapide Güven Önemli

Psikoterapi’nin bilimsel tanımını yapan Psikiyatrist Dr. Sevim H. Tolunay;  tedavide gelişi güzel, kulaktan dolma bilgilerden kaçınılması gerektiğini söyledi. Etkili tedavi yönteminin mutlaka uzman kişilerce yapılabileceğinin altını çizen Tolunay; “Psikoterapi, kişinin yaşadığı duygusal, davranışsal ve düşünce düzeyinde olan sorunların çözümü, psikolojik dengenin korunması ve geliştirilmesi amacıyla kullanılan konuşmaya ve sözel etkileşime dayalı bir tedavi yöntemidir. Gelişigüzel ve kulaktan dolma bilgiler veya yöntemler ile değil, ‘belirli kuramlar, etik ve bilimsel ilkeler’ ile hareket eder. Eğer böyle olmasaydı, her anlattığınız kişi sizi rahatlatır, anlaşıldığınızı hissettirir ve verdiği öneriler ile kalıcı çözümlere ulaşırdınız. Öncelikle, terapistin yeterli donanıma sahip olması gerekir. Diğer bir önemli faktör, terapist ile ruhsal rahatsızlığı bulunan veya psikolojik desteğe ihtiyacı olan danışan arasında kurulan iletişim ve etkileşimdir” diye konuştu.

GÜVENE DAYALI İLİŞKİ

Tüm ilişkilerde olduğu gibi psikoterapide de güvene dayalı ilişkinin son derece önemli olduğunu söyleyen Tolunay; güvene dayalı etkileşimin birkaç görüşme ile de sağlanabileceğine vurgu yaptı.   Psikiyatrist Dr. Sevim H. Tolunay; “ Tüm ilişkilerde olduğu gibi güvene dayalı ilişki esastır ve bunun için ilk birkaç görüşme önemlidir. Danışma amaçlı gelen kişinin istekli olması, kendi randevusunu kendisinin almış olması, karşılığında bir bedel ödüyor olması vb. faktörler terapinin işe yararlığı açısından yine önemli faktörlerdir. Bunun yanında, kişinin görüşmelere önerilen sıklık ve düzende gelmesi de terapiden görülecek faydayı arttırır. Aksi takdirde, verilen emek boşa gidecek ve tedavi işe yaramayacaktır” ifadelerini kullandı.

PSİKOTERAPİ SEANSLARI NASIL OLUR?

Psikoterapi seanslarının içeriği hakkında da genel bilgiler aktaran Tolunay; “Danışanın sorunu veya sorunları detaylandırılır. İlişkileri, ailesi, okulu ve yaşantısı hakkında bilgiler alınır. Bazı durumlarda geçmiş yaşantılar, inanışlar ve değerler gibi alanlara da değinilir. Danışanın olaylar karşısında verdiği tepkileri, duygu ve düşünceleri, tedaviye olan inancı, beklenti/leri, kendisine olan inancı, istek ve motivasyonu değerlendirilir. Kendi iç dünyasında neler olduğunu, duygu, düşünce ve davranışlarının yaşamını nasıl etkilediğini öğrenecek ve geri kalan hayatında kontrolü kendisinde barındıracak, diğer bir ifadeyle yaşamı üzerinde söz sahibi olacaktır. Yani kişi, sorunun neden ve nasıl ileri geldiğini öğrendikçe çözüme yönelik girişimlerde bulunacak, istek ve motivasyonu giderek artacaktır. Kişiler arası ilişkileri ve çatışmaları düzelecek, iç huzuru ve mutluluğu yakalayacak, çaresizlik, öfke, değersizlik, kendine güvensizlik gibi duygulara sebep olan psikolojik problemlerin daha kolay üstesinden gelecektir” ifadelerini kullandı.

PSİKOTERAPİST SEÇİMİNDE NEYE DİKKAT EDİLMELİ

Tedavinin uzman kişilerce yapılması gerektiğinin altını çizen Sevim H. Tolunay, bu konuda son derece önemli bilgiler aktardı.  İyi bir psikoterapistin nasıl anlaşılacağına ilişkin bilimsel kriterleri anlatan Tolunay; “ İyi bir psikoterapist, sizin adınıza karar almaz. Fakat sizi kendi adınıza karar alma, kendi seçimlerinizi yapabilme olgunluğuna eriştirir. Size yalnızca mutluluk ve iyimserlik aşılamaz. Zaman zaman sıkıntı duyabilir, psikoterapistinize kızabilir ve terapiyi bırakma ihtiyacı hissedebilirsiniz. Size her zaman iyi hissettiren ve böyle bir çaba içerisinde olan psikoterapist iyi bir psikoterapist değildir. Yaşamın içinde ki tüm duyguları yaşamak, hataları birer öğrenme fırsatı olarak görebilmek sizi olgunlaştıracak ve stresle başa çıkmanızı ve iç huzurunuzu yeniden yakalamanızı sağlayacaktır. Psikoterapist sizi yargılayan, suçlayan kişi değildir. Sizi ve sorunlarınızı objektif ve tarafsız bir şekilde değerlendirir, çözüm yollarını konuşur ve karşılıklı bir işbirliği içinde psikoterapi sürecinin devam etmesini sağlar. Fakat, sizin ve başka bir kişinin zarar görecek olması gibi durumlarda müdahale sorumluluğu vardır. İyi bir dinleyicidir, dertlerinizi dinler; fakat ‘dert ortağınız’ değildir. Uygun ve yerinde yöntemlerle sizi sorunlarınızla yüzleştirir. İçgörü ve farkındalık kazanmanızı sağlar. Bu tür uygulamalar, profesyonel bir bilgi birikimi ve deneyimin sonucunda kazanılmıştır” dedi.

PSİKOTERAPİDE NELERE DİKKAT EDİLMELİ!!

Psikoterapide önemli bazı noktalara vurgu yapan Tolunay, konuya ilişkin bilgilendirmelerini şu sözlerle noktaladı: “Psikoterapilerde her zaman eski travmatik anılar konuşulmaz. Diğer bir ifadeyle, ‘Çocukluğuna dönelim’ tüm terapiler için uygun ve gerekli bir yöntem değildir. Özellikle son dönemde oldukça popüler olan bazı psikoterapi yöntemleri (örn, Bilişsel davranışçı terapi) yalnızca yakın geçmiş ve şimdiye odaklanarak sorunlara etkili ve kısa süreli çözümler sunmaktadır. ‘Divana yatırma’ tekniği tüm terapilerde uygulanmaz. Yalnızca psikanalitik terapilerde kullanılır, fakat şuan çok da geçerli bir yöntem değildir. Psikoterapiye geliyor olmanız, sizin güçsüz ve aciz olduğunuzu göstermez. Her insan hayatının belli dönemlerinde sıkıntılar yaşayabilir ve bunlarla baş etmek için danışmaya ihtiyaç duyabilir. Hem de profesyonel bir destekle, birden fazla kişiye anlatıp kafanızı karıştırmadan yapabilirsiniz bunu. Yine psikoterapiye geliyor olmanız, çok önemli bir sorununuz olduğu anlamına da gelmez. Kafanıza takılan bir konuyu paylaşmak, kendinizi tanımak ve geliştirmek, ilişkilerde daha uyumlu olmak gibi amaçlarla da danışabilirsiniz” (ÖZEL HABER:EYÜP KOÇAK)

 

0 cevaplar

Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir