Takıntılarımız: Zihnimizin Bir Oyunu mu?

Psikiyatrik bir tanı almasa da bir çok kişi takıntılarından dolayı sıkıntı yaşamaktadır. Hafif düzeyden yaşamı alt üst eden boyutlara ulaşabilir ve sadece yaşayan kişiyi değil çevresindekilerin hayatını da oldukça zorlaştırır. Aslına bakıldığında, insan zihninin kendi kendine oynadığı bir oyundur, gerçek gibi gelir ve olmasını önlemek için çılgınca çabalar gösterilir. Farklı şekillerde kendilerini gösteren takıntılarınız çoğu zaman tedavi gerektirir.

Hangisi normal, hangisi takıntı?

Gündelik hayatta, ‘’Ya….ise?’’ ‘’Ya… olursa’’ ‘’…….yaptım mı?’’ ‘’……mıydı?’’ gibi sorular belki de birçok kez zihninizde dönüp durmuştur. Bazen de gözünüzün önüne sizi rahatsız eden sahneler olarak gelmiştir. Yani; takıntı dendiğinde yalnızca düşünceler değil, ‘görüntüler’ veya ‘durdurulamayan istek veya dürtüler’ de anlaşılmalıdır.

Bir düşüncenin sizi sürekli olarak rahatsız etmesi, onu düşünmekten kendinizi alıkoyamamanız, yapmanız gerekenlere bir türlü odaklanamıyor olmanız veya çevrenizdekilerin bu durumunuzdan rahatsızlık duyuyor olması düşüncelerinizin takıntı haline dönüştüğünü gösterir.

Yaşamınızı altüst eden boyutlara ulaşabilir!

Temizlik, düzen, simetri, cinsellik, dini, hastalık kapma, zarar verme, emin olamama gibi farklı şekillerde takıntılarınız olabilir. Zaman zaman da bu takıntılarla baş edebilmek için düşünmemeye çalışma, dikkati dağıtma, başka bir düşünceyi akla getirme, el yıkama, sorma, teyit alma, kontrol etme, bazı şeyleri yapmaktan çekinme gibi yöntemler geliştirirsiniz. Kontrol çabalarınız ne kadar fazla ise hayatınız o kadar çekilmez hale gelmiştir ve durumun ciddiyeti takıntılarınızın içeriğinden çok yaşamınızda meydana getirdiği değişiklikler ile ölçülmektedir.

Karşısındakine zarar vermek ile ilgili takıntıları olan bir kişi düşünelim. Sürekli olarak zihnini bu düşünceler meşgul ediyor, gözünün önüne çocuğuna zarar verdiği ile ilgili görüntüler geliyor, kendini bu düşüncelerden alıkoyamıyor, yaşadığı sıkıntıyı azaltmak ve olası bir durumu bertaraf etmek için birtakım önlemler alıyor, örneğin; evdeki tüm bıçakları topluyor, düşünmemeye çalışıyor.. Hayatı nasıl olur sizce? Sıkıntılı, korku halinde, hayatı kısıtlanmış, ‘’Ben nasıl bunları düşünebilirim’’ şeklinde düşünceler ve MUTSUZLUK..

ASLINDA, benzer düşünceler herkesin aklından geçer..

Aradaki fark, yani bu durumu ciddi boyutlara taşıyan ile taşımayan arasındaki farklılık, bu düşüncelere verilen anlam ve önemde saklıdır. Dikkat edin, hayatta önem verdiğiniz şeylerle mi daha çok uğraşıyorsunuz, yoksa sizin için daha az önemli olan şeylerle mi? Aklınıza gelen ve sizin değerlerinizle ve kişiliğinizle çelişen bir düşünce emin olun sizi çok daha fazla rahatsız edecektir. Ufacık bir ihtimali dahi gözünüzde büyütecek, kendinizi olası sonuçlardan sorumlu hissedecek ve adeta aklınıza gelen düşünceyi GERÇEKMİŞ GİBİ ALGILAYARAK ona uygun davranmaya çalışacaksınız.

Erken dönemde tanınması ve tedavi edilmesi yaşam kalitenizi arttırır..

Tedavide öncelikli olan yaşadıklarınızın tanımlanması ve hayatınızı ne ölçüde etkilediğinin belirlenmesidir. Çünkü, sıkıntıyı yaşayan kişi bazen durumun ve   durumun ciddiyetinin farkına varmaz. Bunun yanında, durum sandığınız kadar ciddi boyutlarda da olmayabilir. Uzman bir kişi ile yapacağınız ‘psikiyatrik bir görüşme’ yaşadıklarınızı daha iyi anlamanıza, birtakım önlemler almanıza ve gerekiyorsa tedavinizin başlanmasına olanak sağlayacak ve yaşam kalitenizin artmasına yardımcı olacaktır.

Tedavide Oldukça Etkin Bir Yöntem: ‘Bilişsel Davranışçı Terapi’

Tedavide, İLAÇLAR DIŞINDA oldukça etkin yöntemler bulunmaktadır. BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI TERAPİ, tüm dünyada yaygın olarak kullanılan, etkinliği yüzlerce klinik araştırmayla gösterilmiş bir tedavi yöntemidir. Takıntılar başta olmak üzere birçok psikolojik problemin ve rahatsızlığın tedavide kullanılır ve kişiye benzer durumlar ile karşılaştığında tekrar tekrar kullanacağı beceriler kazandırır.

Uzm. Dr. Sevim Hacıarifoğlu Tolunay

0 cevaplar

Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir